Ulu Çınar — Erkek Öğrenci Yurdu
GenÇınar arşivine dön

Popüler Bilim

Erteleme Psikolojisi: Beynin Neresinde Başlar?

Erteleme psikolojisi tembellik değil, bir duygu yönetimi meselesi. Beyninde neler döndüğünü ve işe koyulmanın bilimsel yolunu öğren.

6 dk okumaUlu Çınar
ertelemeerteleme psikolojisimotivasyonodaklanmaöğrenci

Yarın teslim edilecek bir ödevin var. Masaya oturdun, laptopu açtın, boş belgeyi karşına aldın. Sonra "bir dakika, sadece hızlıca bakayım" deyip telefonu eline aldın. Kırk dakika sonra hâlâ oradasın, belge hâlâ boş. Kendine kızıyorsun ama parmakların bir türlü klavyeye gitmiyor. Bu his hepimize tanıdık. Ama bu erteleme psikolojisi tam olarak nereden geliyor: tembellikten mi, yoksa beynin derininde işleyen başka bir şeyden mi?

Kısa cevap şu: erteleme bir karakter zaafı ya da tembellik değil. Beyninin, o an hoşnutsuzluk veren bir işten kaçıp kendini daha iyi hissetme çabası. Yani bir zaman yönetimi sorunundan çok, bir duygu yönetimi meselesi. Nasıl işlediğini anlarsan, kendini suçlamayı bırakıp gerçekten işe yarayan bir çıkış bulabilirsin.

Erteleme aslında bir kaçış planı

Yıllarca erteleme bir irade ya da zaman planlama sorunu sanıldı. Ama psikologlar Fuschia Sirois ve Timothy Pychyl'in 2013'te ortaya koyduğu çerçeve tabloyu değiştirdi. Onlara göre erteleme, kötü hissettiren bir işten kaçıp anlık olarak rahatlama çabası. Sirois'in özetiyle: "iyi hissetmek için teslim oluyoruz."

Önündeki iş sana can sıkıntısı, kaygı ya da "ya beceremezsem" korkusu veriyor. Beynin bu tatsız duyguyu küçük bir tehdit gibi algılıyor. En hızlı kaçış yolu belli: işi bırakıp telefona, diziye, buzdolabına yönelmek. O an gerçekten rahatlıyorsun, çünkü rahatsızlık kaynağını kapattın. Sorun şu ki bu rahatlama birkaç dakika sürüyor. İş yerinde duruyor, üstüne bir de suçluluk ekleniyor.

İşin özü burada: kısa vadeli ruh halin, uzun vadeli hedefinin önüne geçiyor. Bugünkü sen kendini iyi hissetsin diye, yarınki sene fatura kesiyorsun. Erteleme tam da bu yüzden bu kadar inatçı; çünkü her seferinde küçük bir ödülle, o anlık ferahlıkla pekişiyor.

Beynindeki pazarlık: anlık ödül mü, yarınki sen mi?

Neden "birazdan başlarım" deyip duruyorsun? Burada beynin iki farklı sistemi masaya oturuyor.

Bir yanda limbik sistem var. Beynin duygu ve ödül merkezi, evrimsel olarak çok eski bir bölge. Onun tek derdi şimdi. Anlık, elle tutulur bir keyif gördüğünde (bir bildirim, komik bir video, tatlı bir tembellik) hemen "evet" diyor. Öte yanda prefrontal korteks var; alnının hemen arkasındaki, planlama ve uzun vadeli düşünmeden sorumlu bölge. Yarınki sınavı, teslim tarihini, sonuçları o hesaplıyor.

Stanford'dan Samuel McClure ve ekibinin 2004'te Science dergisinde yayımladığı çalışma bunu beyinde görüntüledi. İnsanlara anlık bir ödülle ileri tarihli daha büyük bir ödül arasında seçim yaptırdıklarında, anlık seçenek beynin limbik ödül bölgelerini alev alev yakıyordu. İleri tarihli ödül ise daha çok mantık ve planlama merkezlerini çalıştırıyor ama aynı ateşi vermiyordu.

Davranış bilimciler buna "şimdiki yanlılık" (present bias) diyor: beyin, eldeki küçük ödülü, ileride gelecek büyük ödülden orantısız biçimde değerli görür. Yarınki sınavda alacağın iyi not büyük bir ödül, ama uzakta. Şu anki telefon keyfi küçük, ama elinde. Beynin pazarlığı çoğu zaman "hemen keyif" isteyen tarafa veriyor. Çünkü yarınki sen, beynin için neredeyse bir yabancı.

Erteleyenin beyni gerçekten farklı mı?

İşin ilginç yanı, bu eğilim beynin fiziksel yapısında bile iz bırakabiliyor. Almanya'da Ruhr Üniversitesi'nden Caroline Schlüter ve ekibi, 2018'de Psychological Science'da yayımladıkları çalışmada 264 kişinin beynini görüntüledi. Erteleme eğilimi yüksek olanlarda amigdala, yani beynin tehdit ve kaygı alarmı, ortalamadan daha büyüktü. Üstelik amigdala ile eylemi başlatmaktan sorumlu bir bölge (dorsal anterior singulat korteks) arasındaki işlevsel bağlantı daha zayıftı.

Araştırmacıların yorumu şu: büyük bir amigdala, bir işin olası kötü sonuçlarına karşı daha tetikte olmak anlamına gelebilir. Zihin "ya yanlış yaparsam" diye daha çok tereddüt ediyor. Bağlantı zayıf olunca da bu tereddüdü bastırıp harekete geçmek zorlaşıyor.

Buradan "benim beynim böyle, elimden bir şey gelmez" sonucunu çıkarma. Beyin sabit bir kalıp değil; alışkanlıkla, ortamla ve tekrarla şekillenir. Bu çalışma ertelemenin bir kader olduğunu değil, kaygı ile eylem arasındaki köprünün güçlendirilebilir bir şey olduğunu söylüyor.

Ertelemeyi kırmanın pratik yolları

Erteleme bir duygu meselesiyse, çözüm de iradeyi zorlamaktan değil, o duyguyu küçültmekten geçiyor. İşe yarayan birkaç yol var.

Sadece iki dakika başla. Erteleme büyük ölçüde başlamayla ilgilidir; iş bir kez başladı mı devam etmek çok daha kolaydır. Bunun arkasında Zeigarnik etkisi denen ilginç bir olgu var. 1920'lerde psikolog Bluma Zeigarnik, beynin yarım kalmış işleri tamamlanmışlardan çok daha canlı tuttuğunu fark etti. Bir işe minik de olsa başladığında, beynin onu "açık bir döngü" olarak işaretler ve seni tamamlamaya doğru çeker. Hedefin "ödevi bitirmek" değil, "sadece ilk cümleyi yazmak" olsun. Gerisi çoğu zaman kendiliğinden gelir.

İşi gülünç derecede küçült. "Üç saat çalışacağım" beynin için bir tehdit; "bir paragraf okuyacağım" değil. Devasa görevi ilk minik adıma indirdiğinde, kaçmak istediğin kaygı da küçülür.

Kendini affet. Kulağa tuhaf gelebilir ama kanıtı var. Michael Wohl ve ekibinin 2010'daki çalışmasında, ilk sınavdan önce ertelediği için kendini suçlamayı bırakıp affeden öğrenciler, ikinci sınav öncesinde daha az erteledi. Mantığı basit: kendini suçlamak da kötü bir duygu, ve beynin ondan da kaçmak ister. Yani suçluluk ertelemeyi besler. Kendine "oldu, dün olmadı, bugün başlıyorum" demek döngüyü kırar.

Kaçış yollarını zorlaştır. Telefonu başka odaya koy, dikkat dağıtan sekmeleri kapat. Anlık ödülü kolundan uzaklaştırdığında, limbik sistemin "hemen keyif" teklifi de zayıflar.

Bir not: erteleme hayatını ciddi biçimde aksatıyor, sürekli kaygı ya da mutsuzlukla birlikte gidiyorsa, bunu tek başına taşıma. Üniversitenin danışmanlık birimine ya da bir uzmana danışmak iyi olur.

Sorun senin tembelliğin değil

Erteleme, beyninin sana ihanet etmesi değil. Seni tatsız bir duygudan korumaya çalışan çok eski bir sistemin, yanlış anı seçmesi. Bunu bilmek bile rahatlatıcı, çünkü mesele senin "tembel" olman değil. Bu gece küçük bir deney yap: ertelediğin işi aç ve kendine sadece iki dakika söz ver. Çoğu zaman o iki dakika, işin en zor kısmının aslında başlamak olduğunu sana gösterir.

Nerede ve nasıl çalıştığın da bu pazarlıkta taraf tutar. Dikkati emen sonsuz kaydırmanın beyne etkisi, küçük hedeflerin ardındaki bilim ve hatta uykusuzluğun karar verme yetini nasıl zayıflattığı bu işin görünmeyen parçaları.

SSS

Erteleme tembellik mi? Hayır. Bugünkü bilimsel çerçeveye göre erteleme, bir işin verdiği kaygı ya da sıkıntı gibi kötü duygulardan kaçmak için o işi ötelemek; yani bir irade değil, duygu düzenleme davranışı. Tembel olmayan, hatta çok istekli insanlar bile önem verdikleri işleri erteleyebilir.

Ertelemeyi bırakmanın en hızlı yolu ne? Görevi kaçamayacağın kadar küçültmek ve yalnızca iki dakika başlamak. Beyin yarım kalan işi canlı tuttuğu için, başlamak çoğu zaman devam etmenin kapısını açar. "Bitireceğim" yerine "ilk cümleyi yazacağım" de.

Erteleme bir hastalık mı? Ara sıra ertelemek son derece normal ve neredeyse herkes yapar. Ama erteleme kronikleşip derslerini, uykunu ve ruh halini sürekli bozuyorsa, altında kaygı gibi başka bir şey olabilir. Böyle bir durumda bir uzmana ya da üniversitenin danışmanlık birimine danışmak yerinde olur.

Kaynaklar

  • Sirois, F. M. & Pychyl, T. A. (2013). Procrastination and the priority of short-term mood regulation: Consequences for future self. Social and Personality Psychology Compass, 7(2), 115–127. https://doi.org/10.1111/spc3.12011
  • McClure, S. M., Laibson, D. I., Loewenstein, G., & Cohen, J. D. (2004). Separate neural systems value immediate and delayed monetary rewards. Science, 306(5695), 503–507. https://www.science.org/doi/abs/10.1126/science.1100907
  • Schlüter, C., Fraenz, C., Pinnow, M., Friedrich, P., Güntürkün, O., & Genç, E. (2018). The structural and functional signature of action control. Psychological Science, 29(10), 1620–1630. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/30118388/
  • Wohl, M. J. A., Pychyl, T. A., & Bennett, S. H. (2010). I forgive myself, now I can study: How self-forgiveness for procrastinating can reduce future procrastination. Personality and Individual Differences, 48(7), 803–808. https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0191886910000474
  • Steel, P. (2007). The nature of procrastination: A meta-analytic and theoretical review of quintessential self-regulatory failure. Psychological Bulletin, 133(1), 65–94. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/17201571/
  • Zeigarnik etkisi üzerine genel bilgilendirme: Cleveland Clinic. https://health.clevelandclinic.org/zeigarnik-effect

Yazı sonu

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsun?

Okur ifadesi

Bu seçim yalnızca bu cihazda saklanır; site geneli sayaç değildir.

Yazıyı paylaş

WhatsAppXFacebookLinkedIn

Yorum alanı

Önizleme: Bu yorumlar bu cihazda saklanır; canlı yorum/moderasyon sistemi devreye alınmadan sunucuya gönderilmez.

Aynı kategoriden

Okumaya devam et

Popüler Bilim

Doğa ve Zihin: 20 Dakika Kafanı Nasıl Toparlıyor?

Doğa ve zihin bağı gerçek: 20 dakikalık bir park molası kortizolü nasıl düşürür, dikkatini nasıl tazeler? Bilimi ve Ankara'da uygulaması burada.

5 dk okumadoğazihin
Yazıyı oku

Ulu Çınar

Yurt hakkında doğrudan bilgi alın

WhatsApp'tan yazın