Ulu Çınar — Erkek Öğrenci Yurdu
GenÇınar arşivine dön

Popüler Bilim

Hedef Koyma Bilimi: Küçük Hedefler Neden Daha Çok Tutar?

Büyük hedefler neden yarıda kalır? Hedef koyma biliminin küçük hedefler, eğer-o zaman planı ve ilerleme ilkesiyle işleyen tarafını öğren.

5 dk okumaUlu Çınar
hedef koymamotivasyonalışkanlıköğrencierteleme

Dönem başında bir karar aldın: "Bu sömestr her şey değişecek. Her gün dört saat ders, düzenli uyku, spor, hepsi." Kâğıda yazdın, hatta telefonun kilit ekranına koydun. İki hafta sonra o karardan geriye ne kaldı? Çoğu zaman biraz suçluluk ve "demek ki bende irade yok" düşüncesi.

Oysa mesele çoğu zaman iradende değil, hedefinin boyunda. Hedef koyma bilimi tam da bunu söylüyor: büyük ve uzak hedefler kulağa görkemli gelir ama beyni harekete geçirmekte küçük hedeflerin yanından bile geçemez. Kısa cevabı baştan verelim: beynin ilerlemeyi ancak görebildiği zaman ödül verir, uzak bir hedefte ise günlük ilerleme neredeyse görünmezdir. Bu yazıda büyük hedeflerin neden yarıda kaldığını, küçük hedeflerin beyninde neyi tetiklediğini ve bir niyeti gerçekten tutan bir plana nasıl çevireceğini göreceksin.

Beynin uzak hedefi neden ciddiye almaz

En sağlam kanıtlardan biri kırk yılı aşkın zaman öncesinden geliyor. 1981'de psikolog Albert Bandura ve Dale Schunk, matematikte zorlanan çocuklarla bir deney yaptı. Çocukları üç gruba ayırdılar. Bir gruba her çalışma oturumunda birkaç sayfa bitirmeyi, yani yakın ve küçük bir hedefi verdiler. İkinci gruba aynı işi dönem sonuna kadar bitirmeyi, uzak bir hedefi verdiler. Üçüncü gruba hiç hedef vermediler.

Sonuç netti. Küçük hedef alan grup hem konuyu çok daha iyi öğrendi hem de matematiğe karşı özgüveni ve ilgisi belirgin biçimde arttı. Uzak hedef alan grubun ise hedefsiz gruptan kayda değer bir farkı çıkmadı. Aynı iş, aynı çocuklar, aynı süre. Değişen tek şey hedefin parçalanmış olması.

Uzak hedef, ufuktaki bir dağ gibidir. Ne kadar yürürsen yürü, akşam döndüğünde dağ hâlâ aynı uzaklıkta durur. Beynin o gün ilerlediğini göremez, çünkü mesafe bir günde ölçülemeyecek kadar büyüktür. Küçük hedef ise ayağının ucundaki bir sonraki taştır. Ona bastığında ilerlediğini net görürsün.

İlerleme hissi, motivasyonun asıl yakıtı

İlerlediğini görmek neden bu kadar önemli? Harvard'dan Teresa Amabile ve Steven Kramer bu soruyu yıllarca kovaladı. 238 çalışandan topladıkları yaklaşık 12.000 günlük günceyi tek tek okudular; niyetleri insanların en iyi ve en kötü günlerinde ne olduğunu bulmaktı.

Çıkan cevap şaşırtıcı biçimde sadeydi. İnsanların kendini en iyi hissettiği günlerin ortak paydası zam, övgü ya da büyük bir başarı değildi. Küçük de olsa anlamlı bir işte ilerleme kaydetmiş olmalarıydı. Amabile buna "ilerleme ilkesi" diyor: anlamlı bir işte atılan küçük bir adım bile o günkü motivasyonu ve ruh hâlini gözle görülür biçimde yukarı çekiyor. Tersi de doğru; küçük bir tıkanma günü baştan zehirleyebiliyor.

Bunun altında beynin ödül sistemi yatıyor. Dopamin çoğu zaman "zevk maddesi" sanılır, oysa asıl işi ödülün kendisinden çok ilerleme ve beklentiyle ilgilidir. Bir alt hedefi tamamlayıp "tamam, bunu bitirdim" dediğinde beynin küçük bir sinyal salar; bu sinyal "iyi gidiyorsun, devam et" demenin kimyasal hâlidir. Büyük ve uzak bir hedefte bu sinyal haftalarca gelmez. Alt hedeflere bölünmüş bir işte her gün gelir. Motivasyonu bir depo gibi düşün: küçük kazanımlar onu damla damla doldurur, uzak hedef ise boş bırakır.

Hedef koyma biliminin en güçlü aracı: eğer-o zaman planı

Hedefi küçültmek yarısı. Diğer yarısı, o küçük hedefi doğru anda hatırlamak. Çünkü "bugün biraz çalışırım" niyetiyle günü açarsın, akşam olur, çalışmamışsındır. Burada hedef koyma biliminin en çok test edilmiş aracı devreye giriyor: uygulama niyetleri, yani basit bir "eğer-o zaman" planı.

Fikri geliştiren psikolog Peter Gollwitzer'in mantığı çok yalın. Niyetini havada bırakmak yerine somut bir tetikleyiciye bağlarsın. "Daha çok çalışacağım" yerine şunu yazarsın: "Eğer akşam yemeğimi bitirip tabağımı kaldırdıysam, o zaman masaya oturup 25 dakika soru çözerim." Tetikleyici bir zaman, bir yer ya da az önce yaptığın bir davranış olabilir.

Gollwitzer ve Paschal Sheeran'ın 94 ayrı çalışmayı ve 8.000'den fazla katılımcıyı bir araya getiren 2006 tarihli meta-analizi bu küçük numaranın etkisini ölçtü. Sadece hedef koyanlara kıyasla, bir eğer-o zaman planı yazanlar hedeflerine belirgin biçimde daha sık ulaşıyordu; etki orta-güçlü düzeydeydi. Sebebi şu: karar anını önceden veriyorsun. O an geldiğinde "çalışsam mı, biraz daha uzansam mı" diye pazarlığa girmezsin. Tetikleyici gelir, davranış neredeyse kendiliğinden başlar. Beynin en zayıf olduğu o "başlama" anını, sakin kafayla önceden hallettin.

Peki ne yapmalı?

Bilim güzel de, salı akşamı yurt odasında bunu nasıl uygularsın? Birkaç somut adım yeter.

Önce büyük hedefi bir günde bitecek parçalara böl. "Bu dönem ortalamamı yükselteceğim" bir yön, hedef değil. "Bugün şu üniteden 20 soru çözeceğim" hedeftir. Ölçebildiğin, akşam "yaptım" ya da "yapmadım" diyebildiğin kadar küçük olsun.

Sonra her küçük hedefi bir eğer-o zaman planına çevir. Tetikleyiciyi zaten yaptığın bir şeye yasla: yemekten sonra, dersten çıkınca, sabah kahvesini alınca. Bu, işe başlamayı erteleme alışkanlığına en iyi panzehirlerden biri; ertelemenin arkasındaki psikolojiyi ayrı bir yazıda ele alıyoruz.

İlerlemeni gözünün önünde tut. Bir deftere, takvime ya da basit bir listeye tamamladığın her adımı işaretle. Bu çocukça gelebilir ama ilerleme ilkesinin motoru tam da budur: görünür küçük kazanım, beynine "devam" sinyali verir. Aynı mantık, bir işi kalıcı bir alışkanlığa dönüştürmenin de temelidir.

Bir de kendine nefes molası tanı. Yirmi beş dakika çalışıp beş dakika durmak, hem alt hedefi somutlaştırır hem dikkatini tazeler; odaklanma molasının bilimini ayrıca anlatıyoruz.

Küçük adım, büyük hedefin tek gerçek yolu

Büyük hedeften vazgeç demiyoruz. Hedef büyük kalsın, adım küçük olsun. Dağ ufukta dursun ama sen yalnızca bir sonraki taşa bak. Bandura'nın çocukları da, Amabile'nin çalışanları da aynı şeyi gösterdi: beyni yürüten şey varış değil, ilerleme hissi.

Bu akşam küçük bir deney yap. Yarın için tek bir somut alt hedef seç, onu bir eğer-o zaman cümlesine çevir ve bir yere yaz. Yarın akşam o maddeyi işaretlediğinde hissettiğin küçük "oldu" duygusu, hem sana iyi gelen hem de seni ertesi güne taşıyan şeydir. Büyük hedefler bu küçük "oldu"ların üst üste binmesinden başka bir şey değil.

SSS

Neden büyük hedefler koyduğumda çabuk pes ediyorum? Çünkü büyük ve uzak hedeflerde beynin günlük ilerlemeyi göremez, dolayısıyla seni devam ettiren ödül sinyalini alamaz. Aynı hedefi bir günde bitecek küçük adımlara bölersen her gün somut bir ilerleme görür ve motivasyonun ayakta kalır.

Hedefi ne kadar küçük parçalara bölmeliyim? İyi bir ölçü, tek bir oturumda ya da tek bir günde tamamlayabileceğin büyüklük. Akşam dönüp "yaptım" ya da "yapmadım" diye net cevap verebiliyorsan, hedef doğru boyuttadır.

Eğer-o zaman planı gerçekten işe yarıyor mu? Onlarca çalışmayı birleştiren araştırmalar, niyetini somut bir tetikleyiciye bağlamanın hedefe ulaşma oranını belirgin biçimde artırdığını gösteriyor. İşe yaramasının nedeni, "başlama" kararını önceden vermen ve o anda pazarlığa girmemen.

Kaynaklar

  • Bandura, A. & Schunk, D. H. (1981). Cultivating competence, self-efficacy, and intrinsic interest through proximal self-motivation. Journal of Personality and Social Psychology, 41(3), 586–598. https://doi.org/10.1037/0022-3514.41.3.586
  • Gollwitzer, P. M. & Sheeran, P. (2006). Implementation intentions and goal achievement: A meta-analysis of effects and processes. Advances in Experimental Social Psychology, 38, 69–119. https://doi.org/10.1016/S0065-2601(06)38002-1
  • Amabile, T. & Kramer, S. (2011). The Power of Small Wins. Harvard Business Review, Mayıs 2011. https://hbr.org/2011/05/the-power-of-small-wins
  • Amabile, T. & Kramer, S. (2011). The Progress Principle. Harvard Business Review Press.

Yazı sonu

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsun?

Okur ifadesi

Bu seçim yalnızca bu cihazda saklanır; site geneli sayaç değildir.

Yazıyı paylaş

WhatsAppXFacebookLinkedIn

Yorum alanı

Önizleme: Bu yorumlar bu cihazda saklanır; canlı yorum/moderasyon sistemi devreye alınmadan sunucuya gönderilmez.

Aynı kategoriden

Okumaya devam et

Popüler Bilim

Doğa ve Zihin: 20 Dakika Kafanı Nasıl Toparlıyor?

Doğa ve zihin bağı gerçek: 20 dakikalık bir park molası kortizolü nasıl düşürür, dikkatini nasıl tazeler? Bilimi ve Ankara'da uygulaması burada.

5 dk okumadoğazihin
Yazıyı oku
Popüler Bilim

Erteleme Psikolojisi: Beynin Neresinde Başlar?

Erteleme psikolojisi tembellik değil, bir duygu yönetimi meselesi. Beyninde neler döndüğünü ve işe koyulmanın bilimsel yolunu öğren.

6 dk okumaertelemeerteleme psikolojisi
Yazıyı oku

Ulu Çınar

Yurt hakkında doğrudan bilgi alın

WhatsApp'tan yazın