Popüler Bilim
Multitasking Miti: Beyin Aynı Anda İki İş Yapabilir mi?
Aynı anda çalışıp mesajlaşmak beyni hızlandırmaz, yorar. Multitasking mitini ve görev değiştirme maliyetini bilimiyle öğren.

Saat gece yarısını geçti. Önünde açık bir ders kitabı, kulağında bir video, elinde de titreyip duran telefon var. Bir yandan konuyu okuyorsun, bir yandan gruba cevap yazıyorsun, arada bir de bildirimlere bakıyorsun. Kendini oldukça verimli hissediyorsun: aynı anda üç iş birden.
Ama sabah kitabın o sayfasında ne yazdığını hatırlamıyorsun.
İşte tanışmanı istediğim şey bu: multitasking miti. Yani aynı anda birden fazla işi paralel yürütebildiğimize dair o güçlü inanç. Kulağa mantıklı geliyor, çünkü öyle hissettiriyor. Oysa beynin sandığın işi yapmıyor. Bu yazının sonunda, aynı anda "her şeyi" yaparken neden daha yavaş ve daha yorgun düştüğünü, bu gece ne yapabileceğini de bileceksin.
Kısa cevap şu: sağlıklı bir beyin, iki ayrı zihinsel işi gerçekten aynı anda yürütmez. Onları çok hızlı bir şekilde açıp kapatır, aralarında gidip gelir. Ve her gidiş-gelişin bir bedeli vardır.
Beynin aslında ne yapıyor: görev değiştirme
Telefonundaki uygulamaları düşün. Ekranda hepsi açık görünür ama işlemci her an yalnızca birine tam güç verir. Sen sekmeler arasında geçtikçe, cihaz o uygulamayı yeniden yükler, hafızadan çağırır, hazır hâle getirir. Bu bir mikro-saniye sürer ama boşa değildir.
Beynin de aynısını yapıyor. Buna bilişsel bilimde görev değiştirme (task switching) deniyor. Michigan Üniversitesi'nden David Meyer ve ekibinin 2001'de yayımladığı ünlü bir çalışma, bu geçişin içini açtı. İki gizli adım buldular: önce hedef değiştirme, yani "artık şunu değil bunu yapacağım" kararı; sonra kural etkinleştirme, yani beynin önceki işin kurallarını bırakıp yeni işin kurallarını devreye alması. Katılımcılar işler arasında geçtikçe zaman kaybetti, işler karmaşıklaştıkça kaybettikleri zaman daha da arttı.
Bu kayıp küçük görünür ama toplanır. Amerikan Psikoloji Derneği'nin (APA) aktardığına göre, Meyer bu geçişlerde oluşan minik zihinsel duraklamaların üretken zamanının %40'ına kadarını yiyebileceğini söylüyor. Düşün: gün boyu ders, mesaj, video ve bildirim arasında yüz kez geçiş yapan bir öğrenci, o zamanın neredeyse yarısını iş yaparken değil, işler arasında geçiş yaparken harcıyor olabilir.
Yani "aynı anda iki iş" dediğin şey aslında iki işi hızlıca örgüleme. Ve her örgü bir düğüm bırakıyor.
Dikkat kalıntısı: bir kısmın hâlâ önceki işte
Peki bir işten diğerine geçtiğinde dikkatinin tamamı seninle geliyor mu? İşin en sinsi tarafı burada.
Washington Üniversitesi'nden Sophie Leroy 2009'da bunu ölçtü ve olguya güzel bir isim verdi: dikkat kalıntısı (attention residue). Bir işi bırakıp başkasına geçtiğinde, zihninin bir kısmı hâlâ önceki işe takılı kalıyor. Kafanın arkasında o yarım kalan mesaj, o cevaplamadığın soru dönüp duruyor. Sonuç: yeni işe verdiğin dikkat tam kapasite değil.
Leroy'un bulduğu ince ayrıntı şu: kalıntı, önceki işi bitiremeden ve özellikle zaman baskısı altında bıraktığında daha güçlü oluyor. Yani gruba "birazdan yazarım" deyip yarım bıraktığın konuşma, sen ders kitabına dönsen bile arkanda hayalet gibi geziniyor. Masan sessiz ama kafan kalabalık.
Bunu bir yemekhane sırası gibi düşün. Sıradan ayrılıp bir arkadaşınla konuşmaya gidersin, sonra geri dönersin. Bedenin sırada ama aklının yarısı hâlâ o sohbette. Beyin, işler arasında böyle geziyor.
"Ama ben yapabiliyorum" — supertasker meselesi
Bu noktada içinden "Bende öyle değil, ben ikisini de rahat yapıyorum" diyorsan yalnız değilsin. Bilim bu itiraza da bakmış.
Utah Üniversitesi'nden Watson ve Strayer 2010'da, gerçekten iki zorlu işi aynı anda hiç performans kaybetmeden yapabilen insanlar var mı diye test etti. Cevap: evet, ama neredeyse yok denecek kadar az. Katılımcıların yaklaşık %2,5'i, yani her 40 kişiden biri bu "supertasker" grubuna giriyordu. Geri kalan %97,5, yani neredeyse hepimiz, ikinci işi eklediğimizde yavaşladık ve hata yaptık. İstatistik acımasız: sen muhtemelen o 40 kişiden biri değilsin. Ben de değilim.
"Sürekli çoklu görev yapan insanlar zamanla ustalaşır mı?" sorusu da merak konusu oldu. Stanford'dan Ophir, Nass ve Wagner'ın 2009'daki çok konuşulan çalışması, aynı anda bir sürü medyayı takip eden "ağır çoklu görevcilerin" alakasız bilgiyi eleme ve işler arası geçişte daha kötü olduğunu buldu. Dürüst olmak gerekir: bu sonuç sonradan yapılan tekrar çalışmalarında ve bir meta-analizde her zaman aynı güçle çıkmadı, yani konu hâlâ tartışmalı. Ama en iyi ihtimalle bile, çok çoklu görev yapmak seni bu işte daha iyi yapmıyor.
Bir de şu var: işini bölerek de yürütebilirsin, ama bedava değil. Gloria Mark ve ekibinin 2008'deki çalışması ilginç bir denge gösterdi. Sürekli bölünen insanlar işi biraz daha hızlı bitiriyordu, ama karşılığında daha çok stres, daha çok sinir ve daha çok baskı hissediyordu. Hız kazanıyorsun, huzuru kaybediyorsun.
Peki ne yapmalı?
İyi haber: beynini değiştirmene gerek yok, ortamını değiştirmen yetiyor. Birkaç somut şey:
Telefonu görüş alanından çıkar. Sessize almak yetmez; ekranın ucunda dursa bile beynin arada bir "acaba" diye ona kayar. Çekmeceye koy, çantaya at, ters çevir. Uzaklık en iyi filtren. Telefonun neden bu kadar çekici olduğunu daha derin merak ediyorsan, sonsuz kaydırmanın arkasındaki bilime göz atabilirsin.
Tek iş bloğu kur. 25-30 dakikalık tek bir işe kilitlen, sonra kısa mola ver. Bu, dikkatinin doğal ritmiyle çalışır; nedenini kısa molaların bilimini anlattığımız yazıda bulabilirsin. Blok içinde tek bir kural var: sekme yok.
Bitirmeden bırakma, ya da "bitiş notu" düş. Leroy'un dikkat kalıntısını hatırla: yarım bıraktığın iş peşini bırakmaz. Bir işi zorunlu bölmen gerekiyorsa, nerede kaldığını iki satırla yaz. Beyin, "bunu bir yere kaydettim" dediğinde arkasında daha az hayalet bırakır.
Bildirimleri kıs. Her bildirim küçük bir görev değiştirme davetiyesidir. Çalışırken gruptan çıkman gerekmiyor; sadece o bir saat sana seslenmesini kapatman yetiyor.
Bir de nazik bir not: sürekli dağınık hissetmek, hiçbir işe oturamamak uzun süredir devam ediyorsa ve seni gerçekten yıpratıyorsa, bunu tek başına "iradesizlik" diye yorma. Üniversitenin danışmanlık birimiyle konuşmak, dikkat ve kaygının nasıl bağlandığını anlamak için iyi bir başlangıç olabilir.
Kapanış
Multitasking miti aslında bir zaman yönetimi meselesi değil, bir dikkat meselesi. Beynin en değerli kaynağı çoklu görev değil, tek bir şeye tam gömülebilme yeteneği. Onu her böldüğünde biraz veriyorsun; her topladığında biraz geri alıyorsun.
Bunun bir de ortamla ilgili tarafı var. Nerede çalıştığın, kaç kez bölündüğünü doğrudan etkiler. Sınırları belli bir masa, sessiz bir kat, işi bitince yemek hazırlama derdiyle uğraşmadığın bir düzen, aslında sana bir avantaj veriyor: daha az geçiş, daha az kalıntı. Ulu Çınar gibi yemek derdini ortadan kaldıran bir yurt düzeni da tam bu yüzden küçük bir ayrıntı değil; günün kaç parçaya bölüneceğini o belirliyor.
Bu gece bir dene: telefonu başka odaya koy, tek bir konuyu 25 dakika çalış. Fark, sandığından büyük olacak.
SSS
Multitasking gerçekten mümkün değil mi? Yürürken müzik dinlemek gibi, işlerden biri otomatikleşmişse iki etkinliği birlikte sürdürebilirsin. Ama iki zihinsel işi (ders okumak + mesaj yazmak) aynı anda yapamazsın; beynin hızlıca aralarında geçiş yapar ve her geçişte zaman ile dikkat kaybedersin.
Görev değiştirme maliyeti ne kadar? Tek bir geçiş saniyeler sürer, ama gün boyu yüzlerce geçiş birikir. Psikolog David Meyer'in aktardığına göre bu birikim üretken zamanın %40'ına kadar çıkabilir; iş karmaşıklaştıkça kayıp artar.
Ben çoklu görevde iyiyim, istisna olabilir miyim? İstatistiksel olarak zor. Araştırmalar, insanların yalnızca yaklaşık %2,5'inin gerçek anlamda performans kaybetmeden çoklu görev yaptığını gösteriyor. Çoğu insan "iyiyim" derken aslında yavaşladığını fark etmez.
Kaynaklar
- Rubinstein, J. S., Meyer, D. E., & Evans, J. E. (2001). Executive Control of Cognitive Processes in Task Switching. Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance, 27(4), 763-797. DOI: 10.1037/0096-1523.27.4.763
- Amerikan Psikoloji Derneği (APA). "Multitasking: Switching costs." apa.org/topics/research/multitasking
- Leroy, S. (2009). Why is it so hard to do my work? The challenge of attention residue when switching between work tasks. Organizational Behavior and Human Decision Processes, 109(2), 168-181. DOI: 10.1016/j.obhdp.2009.04.002
- Watson, J. M., & Strayer, D. L. (2010). Supertaskers: Profiles in extraordinary multitasking ability. Psychonomic Bulletin & Review, 17(4), 479-485. DOI: 10.3758/PBR.17.4.479
- Ophir, E., Nass, C., & Wagner, A. D. (2009). Cognitive control in media multitaskers. PNAS, 106(37), 15583-15587. DOI: 10.1073/pnas.0903620106
- Wiradhany, W., & Nieuwenstein, M. R. (2017). Cognitive control in media multitaskers: Two replication studies and a meta-analysis. Attention, Perception, & Psychophysics, 80(2), 337-349. DOI: 10.3758/s13414-017-1408-4
- Mark, G., Gudith, D., & Klocke, U. (2008). The cost of interrupted work: More speed and stress. Proceedings of the SIGCHI Conference on Human Factors in Computing Systems (CHI '08). DOI: 10.1145/1357054.1357072
- Evrim Ağacı. "Birden Fazla İşi Aynı Anda Yapmak..." evrimagaci.org/birden-fazla-isi-ayni-anda-yapmak-4476
Görsel kaynakça
Kapak görseli: Lisanslı Envato Elements görseli · envato.com



